bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............
Son Dakika: haftanın yazısını biraz erteleyelim inşallah, bir başka zamana, doğum haritasıyla ilgili yazım size borcum olsun, şuan devletin gündemi boykot olduğu için, bizde bugün bu konuyu ele almaya karar verdik. Eğer bu konuyu bugün ele almazsak bugün yaşanan olaylarda tarafımızı belli etmemiş oluruz, bu hatayada düşmeyelim inşallah. Ateşe su taşıyan karınca misali bizde inşallah iyi ve kötü ve arasındaki bu savaşta açık açık tarafımızı belli edelim. Edelim çünkü size öğütlediğimiz bu, bir yanlışı gördüğünüzde sessiz kalmayın, bugün söylenmesi gerekeni veya sağlanması gereken adaleti yarınlara ertelemeyin sözleri bizlerin size yıllardır öğütlediği şeyler. O yüzden gidin ve bugün alış veriş yapın, bu savaşta safhınızı belli edin, bizde yazımızla sizlere manevi destek olalım inşallah. Bizim tarafımız belli, imamoğlu ve destekçilerin bizim sayfamızda ve inanç dünyamızda yeri yok.
Ne kadar ilginç; 1500 yıl önceside Müslümanlara boykot uygulanmıştı bugünde uygulanıyor. O dönem Müslümanlara boykot uygulayanlar kendilerini elit ve üstün gören ve puta tapanlardı, bugünde yine aynı kitle bu boykotu uyguluyor. Aradan 1500 yıl geçti, bu süre içinde ne kötülüğün kimliği değişti ne de taktikleri. Kur'an-ı Kerim neden evrensel, her çağı kapsayan bir Kitap, bunu şimdi daha iyi anladınızmı; iyilik ve kötülük, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin ahirete kadar hiç değişmeyecek. Bugün kötü olan yarınlarda da kötü olmaya devam edecek. Biz iyiler içinde bu tabiiki büyük bir fırsat ve nimet. Eğer aranızda sahabiler arasında olabilseydim diyen varsa, alın size fırsat, sahabi olma fırsatı, gidin ve boykot edenlere inat alış veriş yapın ve o esnafları destekleyin. O çağda alınan sevabı sizde inşallah bu çağda alırsınız.
Bazı okurlarımız, hocam günlük konularla ilgili günlük yorumlarınızı bekliyoruz diyorlar; bakın arkadaşlar, 2025 de türkiye savaşa giriyor, elektromanyetik bir saldırı üzerinden de milyonlar ölüyor. Allah nezdinde konu kapanmış, kararlar verilmiş, bu saatten sonrası siz kimi ikna edebilirsiniz kimin inancını değiştirebilirsiniz? Kimsenin. O yüzden websitemizi topluma açık olmaktan çıkardık. Bu zamana kadar mesajı alan aldı, almayanda bu saatten sonra alacak değil. Helak olacaklar belirlenmiş, kurtulacak olanlarda. Bu saatten sonrada bunu ne siz değiştirebilirsiniz ne de biz. Hani soruyorsunuz neden websiteniz herkese açık değil diye, işte nedeni bu; bundan 20 yıl öncesi insanları uyarmak için websitemizi açmıştık, o uyarı saatide doldu.
Kim bu helaklıklar diye merak ediyorsanız? Şirazeyi kaybedenler kim, kim kendisi gibi hareket etmeyen herkesi linç ediyor, kendisini desteklemeyen herkesi fişliyor, içki içmeyen ve açık giyinmeyenleri aşağılıyor, kim biz iktidara gelirsek hesap soracağız diye tehditler yağdırıyor, kim sahnede kalpcik işareti yapıyor, sahneden indiği zamanda öfkeden herkese saldırıyor, kendilerine oy vermedikleri için kim depremzedelere küfür ediyor, ağırladıkları konaklardan çıkarıyor, kim hırsızları savunuyor, kim cami bahçelerinde idrarını yapıyor, kim zalim esadı savunuyor, kim içki içip ecdadımıza ve dinimize sövüyor, kimin yanında lgbt ve İslam düşmanları var, fetö kimi destekliyor, kimin yanında dhkp-c'li teröristler var, buradan helaklıları siz çıkarın. Arkadaşlar İslam gizemli bir din değil, apaçık, her haliyle apaçık, sağınızdaki solunuzdaki tiplere bakın, bunlar Allahla sorunu olan tiplerse bilinki Allahın da onlarla bir hesabı var. Sizde eğer o hesaba dahil edilmek istemiyorsanız, bu insanlarla aranıza mesafe koyun. Allahu Teala bir kavimi helak etmeden öncesi ne diyor peygamberine; sana inananları al ve onların arasından ayrıl diyor. Helaklık kitle belli, bunu tespit etmek için bir uzay mühendisi olmanıza gerek yok. O helak bunların üzerine inecek, imamoğlun babasının lanetide bunun bir işareti, ve eğer siz o helaktan muaf tutulmak istiyorsanız, çözüm basit, helaklık kitlenin arasında bulunmayacaksınız. Ne sosyal medyada, sokakta veya gizli kapılar arkasında onlarla oturup kalkacaksınız, ne onlara maddi ve manevi destek vereceksiniz, ne de onlara gizli veya açık empati duyacaksınız.
İman ölçülebilirmi? Ölçülebilir. İman nedir; Allahın emirlerine boyun eğmek demektir. Boyun eğmek ne demektir; emirleri uygulamaktır. Örneğin; bir kişi ne kadar Allahın emirlerini yerine getiriyorsa, o kadar Allahı benimsediği ve doğruladığı anlamına gelir. Hani birileri siz kimde iman var bunu bilemezsiniz diyorlar ya, bal gibi biliriz, çünkü iman kalpte gizlenen birşey değil, hayata yansıtılması gereken birşey. Allaha iman eden kişi emirlerini yerine getirir, getirdiği oranda da iman sahibidir. Emirlerini yerine getirmeyen biriside sahtekardır, hırsızdır, kalbinde iman eder, ama hayatına o imanı yansıtmaz. Eğer birisinin yaşantısında İslamı görmüyorsanız, ona sahtekarda diyebilirsiniz, hırsızda.
Cehennemlikler bilinirmi? Evet, bunlarda bal gibi bilinir. İslam hiçbir şey gizli tutmamış, İslam dini kimin ne mal olduğunu ifşa ediyor. Örneğin eğer gizli tutsaydı insanlar yanılır ve Allahta bunun müsebbibi olduğu için o kullarını hesaba çekemezdi. Dolayısıyla şu dünyada iman da cehennemlikler de hepsi ifşa edilmiş. Neden edilmiş; dost ve düşmanı görelim diye. Nasıl ifşa edilmiş; yaşantısı üzerinden. Örneğin; kalbi kötü olanın yaşantısıda kötü oluyor. Buradan kişinin imanın boyutunu çıkarabilirsiniz. Kişinin yaşantısından da kendisine nasip olan amelleri çıkarıp oradan o kişinin cennetlik veya cehennemlik olup olmadığını çıkarabilirsiniz. Tüm gizem kişinin yaşantısında yatıyor. Kişinin yaşantısında bakarak imanınıda cehennemliğinide rahat çıkarabilirsiniz. Örneğin; birisine sevap nasip olmuyorsa, bunu zorla cennetlik tayfasına sokmaya çalışmayın. Yaşantımız iç dünyamızın aynası, kişinin yaşantısına bakarak o kişinin kalbi veya imanın ne olduğunu net çıkarabilirsiniz. O yüzden bizler insanı yargılamak için kalbine bakmaya ihtiyaç duymayız, yaşantısına bakmamız yeterli, çünkü yaşantısı o kalbi ifşa eder.
Kötüden iyilik çıkmaz. İyilik sevap içerdiği için iyilik cehennemliklere nasip olmaz. İyiliğe ancak iyiler aracı olur, kötülüğede kötüler. Sağınızdaki solunuzdaki tiplere iyi bakın, eğer bunlar arızalı tiplerse bilinki bunlardan hak ve hukuk, demokrasi ve özgürlük çıkmaz, çünkü hak ve hukuk, adalet bunlar sevap içeren eylemler, bu eylemlerde cehennemliklere nasip olmaz, söylemleri sadece sözde kalır, sonrası o sözlerden de hesaba çekilirler. Küreselcilerin demokrasi, hak ve hukuk söylemleri altında dünyayı zulme ve şeytanlığa boğması gibi, bunlardan çıkacak olanda ancak bu; kötülük. Birileriyle bir yola çıkıyorsanız, cennetliklerlemi cehennemliklerlemi bu yolculuğa çıktığınıza çok dikkat edin, çünkü o yolculuk sizi ya cehenneme ya da cennete götürecek. Kimin cennetlik kimin cehennemlik olduğunu nasıl anlarız; yaşantısından. Bakınız, kandırılma sonucu bir yanlış yaparsanız Allah sizi bağışlayabilir, çünkü insan bilmediği şeyden hesaba çekilmeyecek. Fakat kişinin ne mal olduğu yaşantısından aleni ortadaysa ve siz halen onunla yolculuğa çıkmaya karar veriyorsanız, salak üniversite öğrencilerin dhkp-c'lileri örnek alıp sokağa çıkmaları gibi, o zaman helaka uğradığınızda ağlayıp sızlamayacak, ben bilmiyordum demeyeceksiniz. İslamı bilmiyorsanız, atalarınızı biraz dinleyin; bana arkadaşını göster, sana onun kim olduğunu söyleyeyim. Sevap içeren eylemler kime nasip oluyorsa onlarla dostluk kurun, sağa sola hasar verenlerle değil.
Helakın fişeği ateşlendi. Kişi ölmeden öncesi gerçek kimliği açığa çıkar, mazlumsa mazlumlaşır, çirkef birisiyse dahada çok çirkefleşir. İç dünyası neyse, ölümü üzerinden Allah onu tüm aleme ifşa eder. Örneğin; yıllardır sabah akşam diktatör, özgür ifade, hak ve hukuk naraları atanlar, bugünlerde kendileri gibi düşünmeyen ve hareket etmeyen herkesi linç ediyor. Biriside aleni şekilde böylesine ifşa oluyorsa, kadersel anlamda onun sonu yaklaştığı anlamına gelir. Dolayısıyla biz bu olaylara baktığımızda, sadece kişilerin helak vakit saati geldiğini görüyoruz, eylemlerine bunun ötesinde bir anlam yüklemiyoruz.
Nasıl bu hale düştüler? Kişi haksız yere birisini birşeyle suçlarsa, suçladığı şey kendisine geri döner. Bunlarda yıllar içinde masum insanlara hem hırsız dediler hem diktatör dediler, şimdide isnat ettikleri şeylerle kendileri suçlanıyor ve o sıfatları kendileri sergiliyor.
Söylem ve eylem ilişkisi. Birilerini takip edecekseniz söylem ve eylemleri arasında uyum varmı buna bakın. O farkı yakaladığınızda kişinin hak olup olmadığını çıkarırsınız. Örneğin; özgür özel, aybüke pusat'a destek çıkıyor. İnsanların işiyle, aşıyla, ekmeğiye oynuyorlar diyor. Bunu söyleyen özgür özel ama ne yapıyor; boykot çağrısı yapıyor. O esnafların işiyle aşğıyla oynanmıyormu? Örneğin; bir yandan sanatçıya sahip çıkıyor, diğer taraftan gökhan ünver gibi, kendisi gibi düşünmeyen ve hareket etmeyen sanatçıların programlarını iptal ediyor. Aybüke pusat için sarfettiği sözler ile sahada sergilediği eylemleri arasındaki tezatlığı görüyormusunuz? Bakın; kötü insana iyilik nasip olmaz, ama sözde olur. Birisinin iyi olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız, sözlerine değil, eylemlerine bakın. İyi eylemler sadece iyilere nasip olur. O yüzden söze değil, eylemlere bakın. Örneğin; chp'nin vatan ve millet aşkı sadece sözde, devlet ve millet adına hayrlı birşey yapmak onlara nasip olmuyor, neden; çünkü kötüler.
FETÖ'nün planı. Zamanında fetö bir beddua okumuş ve milyonlar buna amin demişti. Sonrası ne oldu; o beddua fetöcüleri paramparça etti. Fakat o beddua bunların helakını henüz getirmemişti, çünkü Rabbimiz sabırlı ve merhametli. Belki tövbe ederler diye onlara zaman vermişti. FETÖ bu mühleti değerlendirebildimi; hayır, örgütlü bir şekilde devlete tuzak kurmaya devam ettiler. Örneğin; 15 temmuz sonrası tüm yatırımlarını chp'yi ele geçirmek, sonrada chp üzerinden devleti ele geçirmek üzerine yaptı. O zaman dilimi içinde de onlar adına yine herşey tıkır tıkır işledi, manisa fetö hücre evinden çıkan özgür özel'i chp başkanı yaptılar, karadeniz fetö hücre evinden çıkan, samanyolu tv muhabiri imamoğlunuda cb adayı yapmaya karar verdiler. Başardılarmı; bir yere kadar, sonrası ama Allahu Teala yine fetöcülerin ayaklarını doladı, bu sefer vatansever chp'liler çıktı ve bu tuzağa dur dedi. Bu arada; bunların bu kadar çirkefleşmesinin nedenide bu, 15 temmuz sonrası bunlar tüm yatırımlarını muhalefete yaptı, bilhassa chp üzerinden devleti ele geçirme planlarını yaptı ve bu planın dışında bir b-planları yok. Bu projede batarsa bir yüz yıl sürgünde yaşamaya mahkum kalacaklarını, ülkemize dönemeyeceklerini biliyorlar. İmamoğlu hapise girdikten sonrası bunların bu kadar öfke içinde olmalarının nedeni bu. Tüm bu boykotların ve özgür özel'in yaptığı herşeyin arkasında da fetö var. Üst akıl burada fetö. İlginç olanıda başkalarına fetö diyenlerin, bugünlerde kendilerinin fetö'nün oyuncağı haline gelmesi.
Nasıl bu duruma düştüler? Haksız yere başkalarını, örneğin akp'yi fetöcü olmakla suçladılar, kaderde onları aldı ve başkasını neyle haksız yere itham ettilerse bu sefer onları o duruma soktu, yani kendilerini fetö'ye hizmet eder hale getirdi. O yüzden ne diyoruz hep; aman kimseye iftira atmayın, haksız yere kimseyi suçlamayın, çünkü haksız yere suçladığınız şey gelir ve sizi bulur.
Allahın planı. Allah açısından olay basit, onlar tövbe etmedi, yine hile ve tuzaklara başvurdu, dolayısıyla Allah nezdinde bunların maruz kalacağı tek muamele helak. Helakın artık bunlara hak olduğunu nereden anladık; yine kendi ağızlarından büyük bir bedduanın çıkmasından. Sanmayınki imamoğlunun babasından o beddua öylesine çıktı, o beddua gökteki o büyük hesabın bir parçası olarak indi. Allahu Teala kendi ağızlarıyle yine bir beddua ettirdi, işte bu bedduada onların sonu olacak.
Boykot gibi iktidarı devirme girişimleri neden başarısız olacak? Neden; çünkü bu yüz yıl Allah kötünün çöküşünü, iyinin ise yükselişini takdir etmiş. Kötünün çöküşü takdir edildiği zamanda bir lider gittiğinde (kılıçdaroğlu), daha kötüsü gelir (özgür özel). İyinin yükselişi takdir edildiği zamanda bir lider gittiğinde (erdoğan) daha iyisi gelir (hz Mehdi). Bunlar yanlış zamanda kadere meydan okuyor. Bu yüz yıl kader, iyinin yükselişini kötününde çöküşünü takdir etmiş. O yüzden bunlar kıçlarını yırtsalar erdoğanı deviremez, velevki devirdiler, çünkü hz Mehdinin çıkabilmesi için eninde sonunda erdoğan da gitmesi gerek, bu durumda dahi durumları daha kötü olur, çünkü hz Mehdi erdoğanın gösterdiği merhameti, pasifliği ve ezikliği onlara göstermez. Bunlar ne yaparsa yapsın akıbetleri kötü olacak, kurdukları tüm tuzaklara kendileri düşecek, debelendikçede daha çok pisliğin içine batacaklar. İnsanlar olaylara bakıyor ve sanki olay iki taraftan ibaret olduğunu sanıyor, aman siz bu yanılgıya düşmeyin, burada o iki tarafın üstünde birisi var daha var, o da Allah. Günün sonunda da hep Allahın dediği olur. Neden?
Kaderin üstünde bir kader var. İnsanlar gerçektende her istediğini yapabileceğine inanıyor, istedikleri şeyler üzerinde başkaların hakkı varmı yokmu bunu düşünmüyorlar. Evet, yeryüzünde o kişiden başka kimse olmasa, o zaman o kişi dilediği herşeyi belkide elde edebilirdi, ama durum bundan ibaret değil, bizim istediğimiz şey üzerinde daha bir çok kişinin ameli ve hakkı var. Herkes hak ettiği kadar o nimetten nasibini alması içinde Allahu Teala kaderin hesabını bireylerin insiyatifine değil, kendi katında saklı tutmuş. Örneğin; chp iktidarı devirmek istiyor, onlar bunu istiyor diye Allah buna izin verirmi? Vermez. Neden vermez; çünkü devirmek istedikleri kişi erdoğandan ibaret olsa, erdoğanın rızkı bittiğinde Allah devrilmesine müsaade edebilir, fakat durum böyle değil, erdoğanın kaderi bir çok millet ve ülke ile iç içe girmiş durumda. Onlarca ülkenin kaderi erdoğana bağlı, somali, libya, suriye, irak, sudan, kuzey kıbrıs vs. Örneğin; o gitse ve imamoğlu gelse, tezkerelere sürekli hayr oyu veren, suriyede libyada somalide ne işimiz var diyen bu zihniyet gelse, en basiti bu ülkelerden askerleri çekecek ve o ülkeler ve o insanlar bir anda farklı bir kaderle yüzleşecek. Bir kişinin kaderide bu kadar çok farklı kaderlere bağlıysa, kadersel anlamda onu devirmek o kadarda kolay olmuyor. Bu durumda erdoğan o insanlara sahip çıkarak aslında ne yapmış oluyor; kendi kaderini korumuş oluyor. O yüzden diyoruz ya hep, kişi ne yaparsa kendi amel defterine yapar.
Birisini devirmek istiyorsanız, devireceğiniz kişiye bağlı kaderleri hesaba katın. Dünyanın, insanlığın ve Müslümanların kaderini planlayan ve çizen Allah, dolayısıyla ben yaparım ederim değil, Allah müsaade ederse yaparım ederim demek lazım. Örneğin; burada siz birşeyleri harekete geçirmek istiyorsanız (boykot, iktidarı devirme), bunun için ilk önce Allahın onayını almanız gerekiyor, çünkü rızkı indiren Allah. Allahta buna onay vermeden öncesi o kişinin bu konuda kısmeti kapandımı, kapanmadımı buna bakıyor, ayrıca o kişiye bağlı kişilerin kaderine bakıyor. Allah nezdinde o iktidarı devirip devirmeyeceğiniz bir ülkenin iç meselesi değil, devirmek istediğiniz kişinin kaderi ne kadar kişi ve ülkeyle bağlıysa, bilinki karşınızda o kadar direnç görürsünüz.
Buradan da eyleminizin vebal boyutunu iyi hesap edin. Bir eylem ne kadar büyük bir kitleyi etkileyecekse, günahınız veya sevabınız o kadar büyük olur. Örneğin; erdoğanı devirdiğinizi varsayalım, bu durumda siz erdoğanla birlikte onlarca ülkeyide devirmiş oluyorsunuz. Bu eylemin sonucunda da eğer o ülkelerde zulüm artarsa bunun günahıda size yükleniyor. Ha', erdoğanı deviremediniz, yine kaçış yok, o niyetle yola çıktığınız için yine hapı yutuyorsunuz ve o günahı yükleniyorsunuz. Örneğin; imamoğlu 30 milyar dolar borçla istanbul belediyesini aldı ve 150 milyar dolar borca çıkardı, ona oy verenlerin bundan hesaba çekilmeyeceklerinimi sanıyorlar?
Hocam akp'de usulsüzlük var, onlarda hesaba çekilmeyecekmi? Birisi hastaneler, otoyollar, barajlar, köprüler, havalimanları vs yapıyor, yani karşıda somut bir yatırım görüyorsunuz, insanlarda o somut yatırımlara oy veriyor, diğeri ise neye oy veriyor; sadece ideolojiye. Herhalde somut verilere göre hareket edenlerle, sapkın ideolojiye göre hareket edenleri Allah aynı sınıfa koymayacaktır. AKP seçmenin ideolojiye göre hareket etmediğini nereden biliyoruz; seçimlerden biliyoruz. En son yerel seçimlerde 10 milyona yakın akp seçmeni sandığa gitmedi. Bunu bu seçmenin tarihinden biliyoruz; bunlar birileri gibi kör ideolojiyle hareket edip hayatları boyunca hep aynı partiye oy vermiyor, konjonktöre göre hareket ediyor, örneğin özal, sonrası tansu çiller, sonrası erbakan, sonrası erdoğan gibi o konjonktöre en iyi hizmet edecek olana oyunu veriyor. Şimdi; hayatı boyunca ideolojiye göre oy verenmi daha akıllı, yoksa en iyi hizmet verene oy atanmı? Tabiiki hizmete göre oy veren.
Bu seçmenide işte Allah koruyor. Nasıl koruyor? İslam dini basit bir din, emirler basit ve sade; örneğin bilmediğiniz konular hakkında size vebal yok, bilerek yaptıklarınızda ama var. "Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat bilinçli ve kasıtlı olarak yaptıklarınızdan sorumlusunuz" (Ahzab Süresi; 5). Yani, insanlar gözle görülmeyen, gizli kapılar arkasında olup bitenlerden sorumlu değil, gözle gördüklerinden ama sorumlu. İşte akp seçmenide buradan kurtarıyor, onlar gözle görülür icraatlara göre hareket ediyor, iyi işler görünce oy veriyor, görmeyince oy vermeye gitmiyorlar. Dolayısıyla akp seçmenini Allah, gizli kapılar arkasında olup bitenlerden hesaba çekmeyecek. Diğer tarafta ise, İslama ve müslümanlara aleni kötülük yapan bir kitle var, usulsüzlükleri açığa çıkmasına rağmen bunu savunan bir kitle var, tüm bunların üzerine, onlarca devletten daha büyük bütçesi olan bir belediye var, o belediyenin yatırım olarak size sunabildiği tek şeyde bir lokanta. Karşınızda lokanta açtım diye övünen, bir lokanta dışında bir icraat gösteremeyen birisi var. Herhalde bunun peşinde koşanla, yatırım üzerine yatırım yapanın peşinde koşana Allah aynı muameleyi göstermeyecektir.
Ahlak kurallarına riayet edin. Birisi (akp) şaibeli tipleri eliyor, diğeri ise inadına cb adayı ilan ediyor. Siz burada bir ahlak sorunu görmüyormusunuz? Kocaman chp bir imamoğlundan başkasına aday çıkarabilecek kapasitesi, insan kaynağı yokmu?
Sözlerle imtihan edilmek. Düne kadar akp'yi fetö'ye yardım ve yataklık yapmakla suçlayanlar bugünlerde kendileri fetö'nün peşinde koşuyor, imamoğlunun samanyolu tv muhabiri olduğu aleni bilinmesine rağmen. Bile bile birşeyi yaptığınız zamanda ne oluyor; vebal iniyor.
Suça değil, suçlayana bakın. Birisini (akp) hırsızlıkla suçlayan fetöcü savcı ve hakimler, diğerini (imamoğlu) suçlayanlar ise vatansever chp'liler. Birisini fetöcü savcı ve hakimler gizli saklı dinliyor, elde ettikleri ses kayıtlarınıda deepfake programına sokup değiştiriyor ve sahte ses kayıtları üretiyor (erdoğan ve bilal konuşması), diğer tarafta ise herşey şeffaf ve açık, usüle uygun savcılığa gidiliyor ve şikayette bulunuluyor, bunu yapanlarda bizzat chp'liler. Kim burada kumpasa maruz kalmış sizce?
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. O dönem haksız yere milyonlar hırsızlıkla suçlandı, çok ağır iftiralara maruz kaldı. Şimdide aynı suçlamaya o iftiraları atanlar maruz kalıyor. Halbuki o dönem bu kişiler Kur'an-ı Kerimi örnek alması gerekiyordu; bir fasık size haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın, yoksa masum insanlara iftira atar ve kaybedenlerden olursunuz Ayetini göz önüne getirmeleri gerekiyordu. "Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz" (Hucurat Süresi; 6). Ya da hz İsa'yı örnek almaları gerekiyordu; kim temizse, hiçbir haram yemediyse, ilk önce hırsız diye o bağırsın demeleri gerekiyordu. İşte o dönem ne hz Muhammed ne de hz İsa'yı dinlediler, o ağır günahı yüklendiler, bugünde kendileri hırsızlıkla suçlanıyor. İlginç olanı, kader bunların uyanmasınada müsaade etmiyor. Normalde insan bir yanlışı gördüğünde hal ve hareketini düzeltir, kader ama bunların düzelmelerine müsaade de etmiyor. Ne demiştik; bir konuda bilgi varsa vebal var, yoksa vebal yok. Burada kader onları bir usulsüzlükten haberdar kılıyor, onları vebal altına sokmak için imamoğlunun tüm yolsuzluklarını ifşa ediyor, ama uyanmalarına müsaade etmiyor, tam aksi aleni bir şekilde bir hırsıza sahip çıkmalarını sağlıyor. Buradan da bunların ne kadar büyük bir pislik ve çukurun içinde olduğunu ne kadar büyük bir helakın bunları beklediğini siz çıkarın. Kadersel boyuttan olayı ele aldığınızda gerçektende çok ibretlik dönemler yaşıyoruz.
İslamın kurallarına riayet edin. 17-25 aralıkta akp ve müslümanlara çok ağır iftiralar atıldı, o ağır iftirayı atanlarda fetöcü savcı ve hakimlerdi, chp tayfasıda bunu seve seve satın aldı. Halbuki İslam dini derki; yalanı kanıtlanmış birini şahit olarak kabul etmeyin. "İffetli kadınlara zina isnat edip de sonra dört şahit getirmeyenlere de seksen değnek vurun ve onların şahitliklerini ebedi olarak kabul etmeyin. Onlar fasıkların ta kendileridirr" (Nur Süresi; 4). Bu savcı ve hakimler yalan ve iftiralarla ergenekon, balyoz, askeri casusluk gibi davalarda milletimize nasıl bir kumpas kurduğu açığa çıkmıştı, bunların fasık olduğunu Kur'an-ı Kerim ilan etmişti, o dönem chp'de bu yalan ve kumpasları dile getiriyordu. 17-25 aralıkta ama, kumpascı dedikleri hakim ve savcıları bir anda kahraman ilan ettiler. Size kumpas kurulduğunda ağlar, başkasına kumpas kurulduğunda kuranları kahraman ilan eder, böylesine omurgasızlık, nefret, kötülük ne derseniz artık, sergilerseniz, işte o zaman helak size indiğinde ağlamayacaksınız.
Kişi kurduğu tuzağa kendisi düşer. Eğer birileri bugün boykot çağrısı yapıyorsa, bilinki bir gün kendileride boykot edilecek. Bu boykotla onlar birilerinin sonunu getirmeyi arzuluyorsa, bilinki bir gün kendilerine boykot uygulandığında bu da onların sonu olacak. Kader hakkında sizlere ne anlatmıştık; çevreye yaydığınız enerjiler haksa tutar, hak değilse gelir sizi bulur. Başka ne demiştik; başkasına ne yapıyorsanız, kader sizide aynısıyla mutlaka yüzleştirir demiştik. O yüzden sizlere hep, aman iyilik edin, iyilikten asla vazgeçmeyin, çünkü İslam kıssas kuralına göre işler, başkasına ne yapıyorsanız mutlaka sizde aynısıyla muamele görürsünüz, o yüzden aman hep iyilik edinki, kıssas olarak sizede hep iyili insin demiştik. Bu insanlar bu boykot ve bu azgın halleri ile kader boyutunda neleri tetiklerinin farkında değiller.
Farkında olmadıklarından eminmiyiz? Aslında emin değiliz, çünkü bu insanlar sahneye çıkıp kalp işareti yapan, benim kalbim temiz diyen tipler, yoga yapıp iç huzur arayan, bilinçaltı terapistlere gidip iç dünyalarındaki negatif enerji ve kavramları temizlemeye çalışan, yani negatif kavramların insanı nasıl zehirlediğini bilen insanlar. Yani bu insanlar boykota çağırarak o boykot enerjisini kendi bedenlerine ektiklerini ve bir gün kendileri o enerjiyle yüzleşeceklerini biliyorlar, bilmemeleri mümkün değil. Dolayısıyla bu insanlar bu boykot çağrıları sonrası kendileri bir gün boykotla karşılaşır veya birilerin nefretiyle yüzleşirlerse ağlayıp sızlamasınlar, benim kalbim ama temizdi demesinler. İnsan ne ekerse onu biçer. İslama inanmıyorlarsa, ata sözlerini biraz okuyup araştırsınlar. Bugün fırtına ekersen, yarınlarında biçeceğinde o olur.
Karşımızda iki taraf var, chp'nin kötü taraf olduğunu nereden biliyoruz? İslam dini bir gizem değil, her haliyle apaçık bir din, bu dinimizde bizlere kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim üzerinden çok basit ve net iyi ve kötülüğün tanımını yapıyor. Nasıl yapıyor; iyi ve kötüyü baştan iki zümreye ayırıyor, bir tarafta kendini elit ve zengin görenler diğer tarafta ise gariban halk. Çağlar boyunca iyi ve kötü arasındaki mücadelede hep bu iki kitle arasında gerçekleşmiş. Kötü olan tarafta hep kendini üstün ve elit olarak görenler olmuş. Neden; çünkü kötülüğün bir tanımıda dünya nimetlerine düşkünlük. Kendini elit görenler ve şımarık zenginler tarih boyunca hep kötülüğü simgelemiş, gariban halk ise hakkı. Örneğin; peygamberler gariban sınıftan çıktığında, buna ilk direnenler hep oranın şımarık zengin tayfası olmuş, biz yönetmeye daha kadiriz, eğer birisi yönetecekse o bizim aramızdan birisi olması gerek demiş.
"Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri: Biz, size gönderilmiş olan şeyi inkâr ediyoruz, demişlerdir" (Sebe Süresi; 34). "İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar" (Zuhruf Süresi; 23). "Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşılarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helâke müstahak olur; biz de orayı darmadağın ederiz" (İsra Süresi; 16). "Peygamberleri onlara; Allah size hükümdar olarak Talut’u gönderdi’ deyince, ’O bize nasıl hükümdar olabilir? Hükümdarlık bize ondan daha çok yakışır. Çünkü ona bol servet verilmiş, değildir’ dediler" (Bakara Süresi; 247).
Gelelim günümüze; bugünlerde de aynısını yaşamıyormuyuz, biz yönetmeye daha kadiriz demiyorlarmı chp tabanı, köylü ile benim oyum hiç eşit olurmu demiyorlarmı? Diyorlar. İşte bu kavramları bunlar tarih boyunca kullandı. Günümüzde veya çağınızda kimin haklı olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız, bunun için bilge olmanız veya çok araştırma yapmanız gerekmiyor, kutsal kitabımız bize salak muamelesi yapar basitlikte kötünün tanımını yapmış; şımarık zenginler ve kendini üstün görenler hangi taraftaysa bilinki helaklık taraf, o taraf demiş.
Ne olacak şimdi? Küresel çete öldürücü bir saldırı gerçekleştirecek. 15 temmuz sonrası küreselcilerin bize öldürücü saldırı gerçekleştirmemesinin nedeni muhalefetin seçimlerdeki başarısı. Bilhassa son seçimlerde çoştular, biz erdoğana savaş açmayalım, bir iki yıl daha sabredelim, biz solu konsolide ettik, sağdanda sürekli yeni partiler çıkarıyor ve parçalıyoruz, bir iki yıl içinde bizim adamımız yüzde yüz kazanır deyip beklemedeler. Böyle düşünmeleri tabiiki Allahın onlara kurduğu bir tuzak, Rabbimiz onları bu düşüncelerle oyalarken savunma sanayimiz olsun, diğer alanlar olsun bizi hazırlıyor. Ne zamana kadar; bunlar muhalefet üzerinden ülkeyi ele geçiremeyeceklerini anlayana kadar. Son olaylarda bunu gösteriyor, muhalefet içten ikiye bölündü, özgür özelciler (fetö) ve kılıçdaroğlucular (siyasal aleviler), üstüne tüm kozlarını oynadıkları aday (imamoğlu) tam sahtekar çıkıtı. Kim tahmin edebilirdiki tüm yatırımlarını yaptıkları kişinin diploması dahi sahte olacağı. Sahtekar olduğunu biliyorlardıda, zaten ülkesini satmaya hazır olmasa aday gösterirlermi, göstermezler, ama bu kadarını onlarda beklemiyordu. Muhalefet üzerinden ülkemizi ele geçirme planlarıda suya düşerse, ki düştü, o zaman savaşı bekleyin. Korkmayın ama, biz Türkler üzerinden İslamın yeniden şahlanacağı dönemdeyiz, dolayısıyla her tuzak onları daha çaresiz, bizleri daha güçlü kılacak. Her tuzakları onların aleyhine, bizim lehimize gelişecek ve dönüşecek. Fakat bu sürecin kolay geçmeyeceğide aşikar. Olması gerekende ama bu, aksi takdirde bir ömür biriktirdiğiniz günahları nasıl eriteceksiniz.
Özetlersek. Türküm diyorsan, Türk şirketlerini hedef gösteremezsin. Vatanseverim diyorsan, devlete zarar veremezsin. Birlik diyorsan, kutuplaştıramazsın. İfade özgürlüğü diyorsan, insanların seçimini linç edemezsin. Yaşantıma karışamazsın diyorsan, insanların yaşantısına laf edemezsin. Eğer ediyorsan, bahane ne olursa olsun, söz ve eylem arasında bir çelişki gösteriyorsan, o zaman bilki iyilik yapmak sana nasip olmuyor, bilki sen helaklıklardansın. Sizin bilmeniz gereken; kişilerin sözleri ile eylemleri uyuşuyormu uyuşmuyormu buna bakın, bizim için esas olan söz değil, kişinin eylemleri. Eylemleri iyilik içeriyorsa dost olun, içermiyorsa uzaklaşın. Kader insanlığı sağdakiler ile soldakiler ve araftakiler olarak üçe ayırmış. Biz o kadar malızki, veya İslam dini o kadar basit bir dinki Allah hangi gurubun cehennemlik olduğunu baştan söylemiş. Örneğin; soldakilerin cehennemlik olduğunu söylemiş. "Âyetlerimizi inkâr edenler ise, işte onlar soldakilerdir. Cezaları, kapıları üzerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir" (Beled Süresi; 19-20).
Günümüzde de kim solu temsil ediyor? İslamdan, dinden, milletten nefret edenler temsil ediyor. Yani yeryüzünde solu temsil edenlerle, mahşer günü soldakiler aynı gurup. O zaman onların arasında takılmak onlara destek vermek size ne kazandırır; cehennem dışında başka birşey kazandırmaz. İslamın ne kadar basit bir din olduğunu şimdi daha iyi anladınızmı; mahşer günü cehennemlikler ile cennetlikler nasıl birbirinden ayrı olacaksa, yeryüzünde de Allah cennetlikleri ve cehennemlikleri birbirinden ayırmış, hemde aklımız karışmasın diye mahşer alanında soldakiler nasıl cehennemlikse buradaki solu temsil edenleride cehennemlik kılmış. Olur ya, kullarım sihirli ve güzel sözlere kanabilir, sağdakilerin usulsüzlüklerine kafayı takabilir, şeytan iftiralarla kandırabilir, cahildir aklı ermeyebilir, bilgisizdir konuları takip etmeyebilir diyerek, kim sol tarafta buna bakıp o taraftan uzak dursun, cehennemden kurtulmak için bu yeterli demiş. Cehennemden korunmak için varmı bundan daha büyük bir kolaylık? Hep Allahın merhametinden bahsedilir, anladınızmı şimdi o merhametin derinliğini.
Bunlar cehennemlik olduğu içinde bunlara hayr ve iyilik yapmak nasip olmuyor. Bunlar sadece devlete zarar vermek için çalışıyor. Sabah akşam devletin neresini akamate uğratıp bu müslümanları iktirdardan indiririz hesabını yapıyor ve tuzaklarını kuruyorlar, sonrada şaka gibi, sebep oldukları hayat pahalılığı vs bunlardan akp'yi sorumlu tutuyor, akp ülkeyi batırıyor diye yaygara yapıyorlar. AKP bundan sorumlu değilmi? Elbette sorumlu, akp çoktan chp ile hareket eden beşli çeteye (BİM, A101, ŞOK, Migros, CarrefourSA) kayyum ataması gerekiyordu. Fakat herhalukarda hem bu hayat pahalılığın organizasyonun içinde olmalarından ötürü, hem mecliste yani yasa koyucu konumda olup bu hayat pahalılığına dur dememelerinden ötürü, olup bitenlerden chp, akp partiden daha sorumludur ve elbette bir günde hesaba çekilecektir. Hani onlar sürekli birilerini fişliyor, tehdit ediyorlar, bir gün bunun hesabını sizden soracağız diyorlar ya, işte bilsinlerki birileride onları fişliyor.
Kader hakkında ne öğrettik size? Kaderin en temel kuralı nedir? Başkasına ne niyetleniyorsanız o niyet kendinizede yazılır. Siz başkalarına ne niyetleniyorsanız, aynısını başkalarıda size niyetlendiğini biliniz. O yüzden size hep ne diyoruz; hep iyilik niyetlenin ki, hep iyiler ve iyiliklerle karşılasınız. Sizin bilmeniz gereken diğer husus ise; tarih boyunca hak ile baatıl mücadelesi hep iki kutup arasında gerçekleşmiş, şımarık zenginler ile halk arasında, sizde ne yapın edin kendini üstün görenlerin arasında bulundurmamaya çalışın. Umarız bu yazımız sizler için yeterince aydınlatıcı olmuştur. Kendinize, ailenize, sevdiklerinize, milletimize, devletimize, müslümanlara ve dinimize çok iyi bakınız, bilhassa kendini elit ve üstün görenlerle, soldakilerle aynı karede görünmemeye azami gayret gösterin. Allaha emanetsiniz. -02.04.2025