yeryüzünde insan dışı ırklar varmı? uzaylı ve reptilyan inancı gibi hurafe inançlar hakkında bilinmesi gerekenler
Yeryüzünde insandışı ırklar varmı? Hayır, yok. Olmadığını nereden biliyoruz? Kur'an-ı Kerimden biliyoruz; "Ey Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Şüphesiz o çok şükreden bir kuldu" (İsra Süresi; 3). Ne anlatıyor bu Ayet bize; bizlerin kimin soyundan geldiğini anlatıyor. Bu Ayet bizlere insandışı varlıklar varmı yokmu sorusunun cevabını doğrudan vermiyor olabilir, fakat kimin soyundan geldiğimizi söyleyerek dolaylı yoldan veriyor. Buradan da anlıyoruzki insan ırkından başka bir ırk yok. Örneğin; Kur'an-ı Kerim kıyamet anına kadar insanlığa hitap edecekmi? Edecek. Ayetlerin hükmü ve içeriği kıyamet anına kadar geçerliliğini koruyacakmı? Koruyacak. O zaman bu Ayetten anlıyoruzki kıyamet anına kadar ortalıkta reptilyan, uzaylı, anunnakiler vs varlıklar olmayacak, çünkü bu Ayet hepimizi bir kaynağa dayandırıyor, o da Nuh'un gemisinde taşınanlara. Çok karmaşık ve herkesin merak ettiği konulara Kur'an-ı Kerimin nasıl basit cevaplar verdiğini görüyormusunuz.
Madem cevaplar bu kadar apaçık ortada, neden o zaman bu insanlar kendilerini bu tür hurafe ve baatıl inançlara kaptırabiliyor, neden Ayetlerden bu cevapları çıkaramıyor? Çıkaramıyor, çünkü bazı bilgiler imanın esasları ve bunları Rabbimiz doğrudan vermiş, bazı bilgiler ise imanın esasları değil, onlarıda Rabbimiz dolaylı yoldan vermiş. Doğrudan verdiği bilgiler apaçık olduğu için sizin herhangi bir çıkarım yapmanız beklenmiyor, Ayet bilgiyi size doğrudan veriyor. Dolaylı yoldan verilen bilgilerde ise o bilgiyi sizin kendinizin çıkarmanız bekleniyor. Nasıl? İlim ve kalp temizliğiyle. Bu insanlarda bu bilgileri o Ayetlerden çıkaramıyorsa, o zaman bunlarda ya ilimde bir yetersizlik var, örneğin kutsal kitabımızı açıp okumamışlar ya da kalplerinde bir sıkıntı var (objektif olmamak, ön yargı, nefret vs), örneğin kutsal kitabımızı açıp okumuşlardır ama kalplerindeki yanlış niyetten veya kirden ötürü doğruyu bulmak onlara nasip olmamıştır.
Hocam, Nuh as'la birlikte farklı ırklarda gemide olmuş olamazmı? Allahu Teala insanı (hz Adem) yaratmış ve onu güzel bir biçimde yaratmış. "Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık" (Tin Süresi; 4). Sonrada ondan eşini, ondan da nesillerini varetmiş; "Ey insanlar! Sizi tek bir kişiden yaratan, ondan eşini var eden ve her ikisinden pek çok kadın ve erkekler meydana getiren Rabbinize karşı, sorumluluğunuzun bilincinde olun" (Nisa Süresi; 1). O yüzden biz Müslümanlar soy konusunda rahatız, çünkü Rabbimiz kutsal Kitabımızda bizlere nereden ve kimden geldiğimizi net aktarmış. Bizleri yarattıktan sonrada Rabbimiz bizleri uyarmış, birileri o güzel yaratılışınızı bozmaya çalışacak demiş; "Allah şeytanı lânetlemiştir, o da “Kullarından belli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler” demiştir. Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinen kimse elbette apaçık bir ziyana düşmüş olur" (Nisa Süresi; 119).
Şimdi; ırkımız belliyken, şeytanın bu ırkı bozmak için elinden geleni yapacağıda ortadayken, ırkı bozuk veya bozulmuş olanları Rabbimiz o gemiye bindirerek kurtarırmı? Sizi kırmayalım ve bir dakikalığına şeytanın avukatlığını yapalım ve gerçektende reptilyan veya anunnaki adında canlılar var ve soyları o dönemde yaşadı, bu durumda Rabbimiz o ırkların soylarını gemiye alıp insan ırkını bozacak, insanlığı insanlık dışına taşıyacak canlıları o gemide taşırmıydı? Taşımazdı.
Nuh as'a inanmış olsalar dahi taşımazmıydı? Nuh as'a çok az kişi inanmıştı;"Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti" (Hud Süresi; 40). O inanlar da insandı. İnsan olduğunu nereden biliyoruz; yine bir Ayetten. "(Kavmi, Nûh’a cevaben,) “Sana, (toplumumuz içerisindeki) hâli düşük kimseler (sıradan insanlar ve fakirler) tâbi olmuşken, (biz hiç) sana inanır mıyız!” dediler" (Şu'ara Süresi; 111). Ne muhteşem bir Kitaba sahibiz değilmi; Rabbimiz bizlere bir hikaye anlatıyor gibi gözükiyor, ama aslında o anlatımla günümüz çağın en baatıl inançlarını çürütüyor.
İnsanlık tarihinde iki dönem var, Nuh tufanı öncesi ve sonrası. Nuh tufanı öncesi uzaylılar, anunnakiler, reptilyenler vs bunlar varmıydı; yoktu, çünkü Allahu Teala hepinizi tek bir nefisten var ettim diyor. Bu durumda biz anlıyoruzki burada bir soy ağacı var ve soy ağacı tek bir kişiye dayanıyor. Siz uzaylı veya şu bu dediğiniz anda Allahın bize sunduğu soy ağacını reddediyor, hz Adem dışında da birileri var ve onlardan da soylar geliyor demiş oluyorsunuz. Nuh tufanı sonrası insan ırkına farklı ırklar bulaşmış olabilirmi; bu da olamaz, çünkü Rabbimiz bize hitap ederken şu veya bunun soyundan gelenler olarak hitap etmiyor, bizleri doğrudan Nuh gemisinde taşınanların nesilleri olarak hitap ediyor. Kutsal kitabımız tüm insanlığa hitap ettiği ve kıyamete kadar geçerli olacağı içinde, biz buradan anlıyoruzki şuan yeryüzünde yaşayan ve kıyamete kadar yaşayacak olan herkes Nuh as ve gemisinde olanların soyundan. Siz eğer şuan Nuh as'ın gemisinde taşınanlar dışında şunun ve bununda nesilleri ortalıkta dolaşıyor diyorsanız, bilinki kutsal Kitabımıza şirk koşuyorsunuz. Bu durumda size tavsiyemiz, şunun bunun kitabını kendinize rehber edinmeyin, Kur'an-ı Kerimi kendinize rehber edinin. "Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz" (Araf Süresi; 3).
Kendisini anunnaki soyundan veya reptilyan soyundan geldiğini iddia edenlere, Tarık yıldızı'nın aslen bir uzay gemisi olduğunu iddia edenlere ne demek lazım, o zaman? Arkadaşlar sapkınlıkların sınırı yok, insanların uydurduğu mantıksızlıklarında sınırı yok. Sınırı olmayanlarada siz sınır çizemezsiniz. Adamlar hayatları boyunca özgür yaşamış, inançlarına hiçbir sınır koymamış, kalkıpta siz bunlara böyle olmaz, burada hz Adem var, burada insanlık var gibisine sınırlar çizemezsiniz. En basiti bunlar sizin sınır belirleme kriterlerinize (Kur'an-ı Kerim) inanmıyorki sizin anlattıklarınızı dinlesin. Değerli arkadaşlar; Kur'an-ı Kerim nedir diye soruyorsanız, Kur'an-ı Kerim'in en basit tanımlarından birisi, "sınırları belirleyen Kitap" tanımıdır. Kutsal kitabımız bir anayasa kitapçığıdır ve bizlere hangi davranış ve inanç biçimlerin meşru (yasal) olduğunu nelerin meşru olmadığını (yasa dışı) anlatır. Biz Müslümanlarda o sınırlar içinde bir hayat sürdürmeye çalışırız. Yasalara en güzel uyanda örnek bir vatandaş yani Müslüman oluyor, vatandaşlık yani takva derecesi diğerlerine kıyasla artıyor. O yüzden, en güzel Müslüman anayasamıza en güzel uyan kişidir.
Örneğin; kim devletimize en çok saldırıyor, solcular, dhkp-c ve pkk gibi inançszılar saldırıyor. Neden; çünkü yaşantılarına sınır koyan bir inanç yok. Biz Müslümanlar mesela Kur'an-ı Kerime göre yaşantı sürdürdüğümüz için, yasalara uymanın enerjisini oradan alıyor, o enerji bizleri devletin yasalarına karşıda sadık tutuyor. Ne kadar Kur'an-ı Kerime sadıksa birisi o kadar devlete ve devletin yasalarına sadık oluyor. Şimdi; inanç ve yaşam dünyasında yasalara inanmayan, inanç ve yaşam dünyasını sınırlarla kısıtlamayan birilerinede siz yasaların ve sınırın önemini anlatamazsınız. Örneğin; bu insanlar yaşantılarına sınır koymaya inanmıyorki, sınırların bizi güvende tuttuğunu, toplumsal düzen için önemli olduğunu, kaybolmamıza engel olduğunu anlatabilesiniz.
Cin ve şeytanların musallatına maruz kalmış ve her gün yeni bir inanç, felsefe ve hikaye uyduran bu insanlara şunu deyip geçmek gerekiyor; "Sizin dininiz size, benim dinim de banadır" (Kafirun Süresi; 6). Bu kayıp ruhların tarık yıldızı inancınada cevap verseniz, şunada cevap verseniz bunada, adamlar bir sonraki gün başka birşey uyduracaklar, neden; çünkü hayal ve inanç dünyalarını, yaşantılarını sınırlayan ne bir din var ne bir ilim ne de kültürel değerler. Yani siz onlarla yarışamazsınız, dolayısıyla onları kendi haline bırakıp biz kendi halimize bakmalıyız. Bu kısa cevap metinimizin hedefinde de onlar değil, sizler varsınız zaten, bu açıklamalarımızı sizleri bu tür sapkın akımlara karşı korumak için yapıyoruz; bakınız, bu kayıp ruhların durumu kendisini Mehdi veya Peygamber ilan eden kişilerin durumu ile aynısı, ikiside cinlerin kendilerine kurduğu bir oyunun kurbanı. Hatta bu insanların durumu daha beter, çünkü insanlık soyunu reddediyorlar.
Soyunuzu reddederseniz ne olur, örneğin bilinçaltı çalışmaları altında atasal bağları koparma seansları yapan salakların durumu ne; kader sizi alır ve bu hurafeleri kim piyasaya sürdüyse (şeytanlar) sizleri onlara bağlar. Değerli dostlar; sizin genetiğiniz, fiziki yapınız, huyunuz, kanınız, malınız mülkünüz, tc vatandaşlığınız herşey atalardan geliyor, aklıl var mantık var, ben soyumu reddediyorum dediğinizde size yeni bir genetik harita yeni bir beden yeni kanmı bağışlanacak? Siz ne kadar reddediyorum desenizde ataların mirası, yani o beden, o fıtrat ve kan üzerinden beslenmeye devam edeceğinizi, bağ koparma gibi birşeyin söz konusu olamayacağını aklınız almıyormu? Anneniz sizi 9 ay karnında taşıdı, 2 yıl emzirdi, siz sadece koparıyorum demenizle kader anne ve babanın, ataların emeğini yokmu sayacak? Siz kendinizde böyle bir hak görüyorsunuz, onların hakkı yokmu sanıyorsunuz? Bu işler iki yönlü işlediğini, sizin hakkınız olduğu kadar onlarında üzerinizde hakkı olduğunu kimse size söylemedimi?
Böyle bir saçmalığa giriştiğinizde kader sizinle ne yapar bunu kısaca anlatalım, mutlaka sizi cezalandırır ama nasıl cezalandırır bunu size açıklayalım; en basiti ataların hayrlarından beslenemezsiniz. Bizleri musibetlerden koruyan bir çok hayr atalardan geliyor, atalarla bağı kopardığınız zamanda o hayr akışını kesersiniz. Bizleri ibadetlerimize iten ilhamlar ve enerjide atalardan geliyor, atalarla bağı kestiğinizde bizleri ibadetlere iten ilham enerjisinide kesmiş olur, ibadetlerden uzak tutulursunuz. Böyle bir saçmalığa giriştiğinizde inanç dünyanızın içini boşaltırsınız. Bizler sürekli atalardan gelen borçlardan bahsediyoruz, fakat atalardan bize sadece borç gelmiyor, bir tonda hayr ve dua geliyor. Belki bu zamana kadar sizi ayakta tutanda onların hayr ve dualarıydı. Atalarla bağınızı kestiğinizde işte o güzel ve besleyici enerjilerdende feragat etmiş oluyorsunuz. Zaten bu tür hurafe ve baatıl uygulamalara baktığınızda bunları uygulayan ve uygulatanların İslam dininden uzak bir yaşantı içinde olanlar olduğunu görüyoruz. İslamdan uzak bir yaşantı içinde olanlarıda Rabbimiz işte böylesine kendilerine layık ortamlara sürüklüyor ve bunları bataklıkta batırdıkça batırıyor.
Bağı kestiğinizde daha neler yaşarsınız; sıkıntıya düştüğünüz zaman, kader sülaleden herhangi birisinin yardımınıza koşmasına engel olur. Sülale demek yük paylaşımı demek, işte o yük paylaşımından nasibinizi almazsınız. Bu hayatın tüm zorluklarını yapayalnız göğüslemek zorunda kalırsınız. Bu hayatta yalnızlığa sürüklenirsiniz. Başka neler olur; evlilik size nasip olmaz. Sülalesini reddedene kendi sülalesini kurmak nasip olmaz. Velevki evlisiniz ve çocuklarınız var, bu durumda çocuklarınız sizi reddeder. Kader ektiğinizi biçmek üzere kurulmuş, yaşadıklarınız sizin aynanızdır, siz sülalenizi reddederseniz, çocuklarınız sizin yaşınıza geldiğinde onlarda sizden bağı koparır ve sizi reddeder.
Başka neler olur; kader rızkımızı hesaplarken 4 nesile göre rızkımızı hesaplıyor, kural bu ve bunun değişmesi mümkün değil, yani siz bir atanızı reddettiğinizde kader sizi bir üst ataya bağlar. Örneğin; babanızdan bağı koparırsanız, kader sizi dedenize bağlar ve babadan daha ağır bir yükle yüzleştirir. Kader hakkında bilmeniz gereken; kader kişinin hak edişine göre kişiye onlarca farklı alternatif hayat belirliyor ve bunların arasında en hafif olanı kişiye indiriyor. O en hafif olanıda siz reddederseniz zorluk derecesi daha fazla olanı, listede bir sonraki olanı size sunuyor. Onuda reddederseniz listedeki bir sonraki derken, kendi elinizle hayatınızın zorluk derecesini artırmış oluyorsunuz. Kendi elinizle hayatı zorlaştıra zorlaştırada hayatınızı yaşanılamaz kılıyorsunuz.
Ataları reddetmeninde ötesine geçtiğinizi, tüm sülaleden bağınızı kopardığınızı varsayalım, bu durumda ne olur? Bir önceki hayat hakkında ne demiştik; kader bir önceki hayatımızda işlediğimiz günahları alıyor ve bunu 4 nesili yayıyor demiştik. Bu sayede üzerimizdeki yükü bizimle birlikte 15 kişiye dağıtıp bir yük paylaşımı yapıyor demiştik. Siz eğer sülaleyle bağı keserseniz işte o yük dağıtımından çıkarsınız, bir önceki hayattan getirdiğiniz tüm yükler size bindirilir. Bu kadarmı; değil, çünkü kader insanların rızkını birey olarak ele almıyor, 4 nesile göre hesaplıyor, örneğin siz eğer kendi 4 neslinizi reddederseniz, kader kime biat ediyorsanız, kim sizi kendi sülalenizi reddetmeye sürüklediyse (terapistiniz, şeytanlar) sizi onların sülalesine bağlıyor ve onların yükünüde taşımaya itiyor.
Bağ koparmada sülaleden de ötesine geçtiğinizi, kendi ırkınızı reddettiğinizi varsayalım, örneğin ben anunnakilerin soyundan geliyorum derseniz ne olur; anunnakiler ile kastedilen cinler ve şeytanlar olduğu için, onların kaderine bağlanırsınız. Perdeler ve enerjiler o aleme açılır, onların oyuncağı olursunuz. Yeryüzü ve ahiret hayatında onların yaşayacağı akıbeti yaşarsınız. Atalar, sülale veya ırk farketmez, bunlar sizin hak edişiniz, siz o aileyi ve üzerinizdeki borcu bir önceki hayatınızla kendiniz belirlediniz, bu hayata geçtiğiniz zamanda ben o borçları kabul etmiyorum deme şansınız yok. Birisine borçlan veya bankadan borcu çek, yıllarca sefasını sürdür, ödemeye gelince ben o kişiyle veya bankayla bağımı koparıyorum de, varmı böyle bir dünya; yok. Bu hayatta ne yaşıyorsanız bu üzerinizdeki borçtan kaynaklanıyor, o borcu kapatmadanda kader sizi bırakmayacak, tam aksi siz kaçmaya çalıştıkça üzerinize faizi yani cezayı koydukça koyacak. Atalarınız sizin hak edişiniz, sülaleniz sizin hak edişiniz, ırkınız sizin hak edişiniz, o hak edişi reddettiğiniz veya bundan kaçmaya çalıştığınız anda bilinki bu reddinizin sonuçları büyük oluyor.
Olayın vahamiyetini anlamanız için veda hutbesinden kıs bir kesit;
Ey nâs!Cenâb-ı Hak Kur’an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. 394 Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah’ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün Müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhit[1]liklerini kabûl eder. 395
Kendi atalarını reddeden kendi ataları dışında başkalarını ata edinen kişileri Allah, melekler, müslümanlar herkes lanetliyor.
Uzaylılar yoksa, görünen UFO'lar ne? Eski insanlara ait mağaralarda gördüğünüz çizimler cinlerin o dönem yaşayanlara rüyada veya uyanıkken göz boyaması üzerinden gösterdikleri şeyler. Cinlerin kültürü bizden çok daha ileride olduğu için, o çizimlerin veya eski kitaplarda anlatılan hikayelerin (anunnakiler) kaynağı yeryüzü değil, cinler alemi. İnsan yeryüzüne ayak bastığı günden itibaren cinler insanlarla haşır neşir olmuş, o hikaye ve çizimlerde o alemden aktarılmış. Günümüzde yaşanılanların bir kısmıda keza cin ve şeytanların göz boyaması, bir kısmı küreselcilerin yalanı, bir kısmıda günümüz teknolojinin (hologram) ortaya çıkardığı görüntüler. Küresel çete covid virüsü üzerinden sizi aşılara nasıl zorladıysa, bunlar uzaylı istilası ve uzaylılar tehditi üzerindende sizlere yine birşeyleri yutturacaklar. Ha' bu arada, elbette bunlar bir gün gökte bir portal gösterecekler, o portaldan çıkan büyük bir uzay gemisi görüntüsü verecekler, sonrası NATO o bölgeyi hemen giriş çıkışlara kapatacak, ki hologram olduğu anlaşılmasın, sonrası bizlere uzaylılar ile ilk temas gerçekleşti, talepleri şunlar şunlar gibisine hikayeleri yutturacaklar.
Neden bunu yapsınlar? En basiti ülkemizde gizemli bir şekilde 20-25 milyon insan ölürse, biz yapmadık, uzaylılar yaptı bahanesine sığınmak için. Bunu yutan olurmu; olmazmı, araştırmacı adı altında herkes çoktan bu uzaylı hikayerini yutmadımı? Bunların sahte olacağını nereden biliyoruz; her zamanki gibi yine Ayetlerden biliyoruz. "Hani Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti" (Bakara Süresi; 30). Bu Ayet bize ne anlatıyor; yeryüzünün hakimi (halife) insanoğlu olduğunu anlatıyor. Bu Ayette kıyamet gününe kadar geçerliliğini koruyacağına göre, demek yeryüzünde insandan daha üstün varlık yok ve kıyamete kadarda olmayacak. Basit bir Ayet ile bu uzaylı saçmalığını nasıl çürüttüğümüzü görüyormusunuz? Bu küreselciler birşeyi pohpohluyor, sürekli gündemde tutuyorsa, burada insanlığa bir tuzak kurulduğunu zaten hemen anlayıp o işin peşine takılmamanız gerekiyor. Aslında kutsal Kitabımız günümüz tüm inanç ve sorularına güzel, sade ve basit cevaplarla yanıt veriyor, yeterki insanlar açıp okusun, önyargısız dinlemeye hazır olsun. Böylesine muhteşem ve mucizevi bir kitabımız varkende kendi inançlarını anlatan sümerlilerin tabletleri veya tahrif edilmiş, eklemeler yapılmış İdris as'ın Kitabı gibi kaynakların peşinde koşmanın ne anlamı var; hiçbir anlamı yok.
"Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle göklerin ve yerin düzeni bozulurdu" (Enbiya Süresi; 22). "Allah çocuk edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Öyle olsaydı her tanrı, kendi yarattığını sevk ve idare eder, onlardan biri diğerine üstün gelmeye çalışırdı. Allah, müşriklerin yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır" (Mü'minun Süresi; 91). Bu Ayetler bize ne anlatıyor; farklı yaratıcılar ve farklı yaradanlar olsaydı, o zaman birisi diğerine üstün gelmeye çalışır ve düzen yok olur giderdi diyor. Örneğin; uzaylılar olsaydı ve onların yaradanı farklı birisi olsaydı, o zaman o yaratıcı bizim yaratıcımıza ve bizim yaratıcımızın yarattıklarına, yani bizlere ve yaşam alanımıza (yeryüzü) üstün gelmek için herşeyi yapardı.
Uzaylı inancı olanlara basit bir soru sormak gerekiyor; uzaylılar olarak inandıklarını kim yarattı. Allah yarattı derlerse, bu Rabbimize bir iftira, çünkü Rabbimiz ben sadece cinleri ve insanları yarattım diyor. Eğer Allah yaratmadı, onlar daha kadim ve eski diyorlarsa, bu sefer bu geri zekalılar Allaha yalancı demiş oluyor, çünkü Allah, eğer öyle birşey olsaydı o zaman her yaratıcı kendisini üstün kılmak için diğerine oyun oynardı diyor. Örneğin; siz yeryüzüne dıştan hiç müdahale olduğunu gördünüzmü? Görmediniz. İşte Allah bunu kastediyor, eğer varlıklar olsaydı mutlaka müdahale ederdi diyor. Sürekli ortalıkta UFO'lar dolaşıyor ya, eğer bunlar gerçek olsaydı yeryüzüne mutlaka müdahale ederlerdi diyor Rabbimiz. UFO görüntüsü altında birşeyler sürekli üzerimizde geziyorsa ve 80 yıldırda bunlar üzerimizde gezinme dışında birşey yapmıyorsa, bilinki o gezinen UFO'lar sahte ve küreselciler insanlığa yine bir tuzak kurma peşinde.
Ne kazığı hocam? Kendileri birşey yapıp bunu uzaylıların üzerine atacak. Tabii birde şeytanları insan alemine taşıma girişimleri var. Bunları başardıklarında şeytanları bizlere uzaylı adı altında yutturacaklar. Örneğin; uzaylılarla ve uzaylı alfabesi gibi şeylerle kastettikleri cinler alemi. Küresel çete şeytanları yeryüzünün görünür boyutuna taşımak istiyor. Cin ve şeytanlar kendi fiziki bedenleriyle yeryüzünün madde alemine giriş yapamıyor, madde aleminde onları ağırlayacak şeytanların kontrol edebileceği konaklar gerekli. İşte o konaklarda robotlar. Nasıl olacak bu; cin ve şeytan farketmez, bunlar enerji aleminde varlıklarını sürdürür, onları bu aleme taşımak için yapmanız gereken tek şey, enerji ile maddeyi çalıştırabilecek teknolojiyi geliştirmek. Bilim camiası bunu geliştirdimi; geliştirdi, örneğin beyin gücüyle makinaları kontrol edebiliyorsunuz. Enerji ile makinayı birbirine bağlayan "brain computer interface" veya "human machine interface" arayüzlerini geliştirdiler. Burada makinayı kontrol eden bilinç sahibi bir enerji olduğu içinde, o enerjinin kaynağı insanmı cinmi farketmiyor. Buradaki amaç robotlar üzerinden şeytanların yeryüzüne hakim olmasını sağlamak. O ilk adımı, teması başardılarmı? Düne kadar çiplerin işlem hızı ve yazılımlar cinlerin robotları kontrol etmesini desteklemiyordu, economist'in kapağına göre ama demek sonunda bunu başardılar.
Bu resimde bunu anlatıyor, küreselci çete yapay zeka ile fiziki bedeni bir araya getirmeyi başardı. Zeka (intelligence) ile de neyi kastettikleri ortada (şeytanlar). Şeytanların yerleştiği ve kontrol ettiği robotlarıda bizlere evrim geçirmiş, benliğini kazanmış robotlar olarak yutturacaklar. Terminatör filmleri bunun güzel bir özeti. Bizler yapay zekanın tehditi altında değiliz, o yapay zeka üzerinden insan alemine müdahale eden şeytanların tehditi altındayız. Evet, bizler böylesine bir istila tehditi altındayız, ama yinede böyle birşey asla olmayacak, çünkü onlar hakim olursa bu sefer biz üstün olmaktan çıkarız, biz halife olmaktan çıktığımız zamanda Allahın Ayetleri çöp olur, Allahın Ayetleri ama çöp olamayacağına, kıyamete kadar hüküm süreceğine göre demek istila gibi birşey söz konusu olmayacak. Kutsal Kitabımızın içindeki bir kelimeyle (halife) Rabbimiz nice hurafe inancı nasıl çürüttüğünü görüyormusunuz? Muhteşem bir Kitaba sahibiz, lütfen kutsal Kitabımızı açıp okuyunuz. Gördüğünüz gibi küresel çete çok şeyi planlayabilir, ama kontrol ve hakimiyet Allahta, dolayısıyla onların arzu ettiği herşey vukuu bulacak diye bir kaide yok.
Konu konuları açıyor, bizde gündemde olan farklı konularda sizleri kısaca bilgilendirmek istedik, umarız sizin için hayrlı bir bilgilendirme olmuştur. Bu yazı dizilerimizden çıkarmanız gereken bir ders varsa, bunun en başında kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerimin tüm sorulara cevaplar içerdiği. Dolayısıyla lütfen şunun bunun kitabını değil, kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerimi kendinize rehber edinin. Kendinize, ailenize, sevdiklerinize, sizi sevenlere, milletimize, devletimize, ümmete ve İslam dinine çok iyi bakınız. Allaha emanetsiniz. -05.02.2025