kefaret oruçları: vaka çalışması- ece gürel
Haftanın Konusu: Ece Gürel. Değerli bir okurumuz, hocam sabırsızlıkla yeni yazılarınızı bekliyoruz demişti, bizde o okurumuz hatırına gündeme düşen bu konuyla ilgili bir kaç kelam edelim. Yazımızda kendimizle ilgili boyutu (kader) ele alacağız, arka planda neler oldu neler bitti bu tür dedikodulara girmemeye çalışağız inşallah. Bizim gibi kader üzerinde çalışanlar için bu olay çok güzel bir vaka çalışması, çünkü bu olay üzerinden Rabbimiz bizlere bir çok mesaj veriyor. Bu olaylar öğretilerimizin aynası, hayattaki karşılığı, dolayısıyla bu fırsatı değerlendirip sahada kader nasıl çalışıyor bunun kısa bir analizini yapalım, umarım sizler için hayrlı ve aydınlatıcı bir yazı olur.
Bu olaydan ne dersleri çıkarmalıyız;
1. Kader kurtuluşunuzu ayağınıza getirir, ayağınıza gelen o güzel amel fırsatlarını geri tepmeyin. Hayat yolculuğunuzu hangi yol üzerinde yürüyorsanız, o yolda Allah sizi koruma ve uyarma adına o yol üzerine trafik levhaları ve güvenlik elemanları koyar, o levhaları veya muhtaç kişi temsilindeki güvenlik elemanlarını gördüğünüzde bunu kaçırmayın. Örneğin; bu hayatta karşılaştığınız her bir yardıma muhtaç kişi, hayat yolunuz üzerindeki bir güvenlik elemanı gibidir. O kişi karşınıza çıktıysa, demek o yolda sıkıntılı bir olay var, durup o kişiyi dinleyip isteğini yerine getirmenizde yarar var. Bu durumda o kişinin isteğini dikkate alarak o kişiye değil, aslen kendinize yarar sağlamış oluyorsunuz. Hayat bir yolculuk, o yolculuktada kader sürekli birilerini veya belirli olayları karşınıza çıkartır, o kişi veya olaylara olan tutumunuz üzerinden de o yolculuğun selametini siz kendiniz belirlersiniz.
Bazılarınız hocam kişi sağlık nedenlerinden ötürü oruç tutamazsa, fakirleri doyuracak imkanıda yoksa, bu durumda kişi ne yapmalı diye soruyor ya, veya bazılarınızda hocam kişi kefaret adında birşey olduğunu bilmiyorsa, o zaman bu onlara haksız değilmi gibisine soruyor ya; işte bu iki sorunun cevabı basit, o da, Allahu Teala kaderin ana omurgasını kefaret üzerine kurmamış, kaderin ana omurgasını kişinin günlük amelleri üzerine kurmuş, dolayısıyla kişi zır cahil olsa dahi, günlük amelleri ile kendisini ve bu hayat yolculuğunu çok rahat hayrlı ve huzur dolu bir yolculuğa dönüştürebilir. Bunun için arayışlara girmesinede gerek yok, orada şurada terapist aramasınada gerek yok, üzerindeki yüklerden arınmak, hayrlı bir hayat yolculuğuna erişmek için neye ihtiyaç duyuyorsa kader bunu ayağına kadar getiriyor. O kadarki, kimseye kaldıramayacağı yük bindirilmez kaidesi doğrultusunda kendi imkanları doğrultusunda çözüm yollarını ayağına kadar getiriyor. Örneğin; kişi bugün oruç tutamıyor, fakirleride doyuramıyorsa, bilinki bu kişi fırsatı çoktan kaçırdı. Bilinki geçmişte o kişinin ayağına nice fırsatlar geldi, ama bu fırsatları sürekli geri tepti.
Kader ayağımıza ne tür fırsatlar getirir hocam diye merak ediyorsanız; en basiti anne veya babanız yatalak veya muhtaç durumdaysa, onlarla ilgilenmek kaderin ayağımıza getirdiği böylesine bir fırsat. Böyle bir durumda siz atanıza baktığınızda aslında atanıza hizmet etmiş olmuyorsunuz, kendi kaderinize hizmet etmiş, içinde bulunduğunuz hayat yolculuğunda kendi yolunuz üzerindeki musibetleri, kaza ve belaları kaldırmış oluyorsunuz. Mesela sohbet ortamında birisi hakkında olumsuz konuşulduğunu duyduğunuzda konuşanları susturmanız, dedikodu yapan ortamdan uzaklaşmanız. Burada da keza dedikodu edilen kişiyi değil, kendinizi korumuş oluyorsunuz. Bunun gibi amelleri kader her saniye içinde ayağınıza getirir, bazen çocuklarınızla, bazen eşinizle, bazen anne ve babanızla, bazen komşularınız bazen akrabalarınızla vs, ve bu ortamlarda kader sürekli alttan almanızı, iyi insan rolüne bürünen siz olmanızı bekler. Hayat bir yolculuk, bu yolculukta da hangi yükleri üzerinizde taşıyorsanız, o yüklerle ilgili hayrlı amel işleme imkanını kadar ayağınıza kadar getiriyor, getirdiği zamanda sevap içeren tutumu bürünmenizi bekliyor. Kişi ben üzerimdeki yükü bilmiyordum veya o yükten nasıl kurtulacağımı bilmiyordum demesin diye, kişinin üzerinde hangi yük varsa, bilhassa hayatını felakete sürükleyecek yük neyse, kader o konuyla ilgili hayrlı amel imkanlarını sürekli ayağına getirir ve kişinin o ameller üzerinden o hesabı damla damla, yıllar içinde kapatmasını bekler.
Bu durumda kefaret ne oluyor; o hayrlı amel oluyor. Siz sevap içeren tutum sergiledikçe o sevaplar o konuyla ilgili yüke kefaret oluyor. Unutmayınız, tatlı dil ve güler yüz veya evinizin önünü süpürmek veya mesleğinizi en ahlaklı şekilde icra etmek dahi sevap içeren bir eylem. Bu sevaplarıda kader alıyor ve başınıza gelecek olaylara kefaret sayıyor. İnsan, ben atasal yükleri bilmiyordum diyebilir, insan, ben kefaret olayını bilmiyordumda diyebilir, insan ama, iyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu bilmiyordum diyemez. İnsan gün içinde hangi olayla karşılaşırsa karşılaşsın, o olayda doğru olan tutum neyse onu sergilemek zorunda. Doğru tutum nedir hocam diye soruyorsanız; doğru tutum, Allahın benimsediği tutumdur. Bir olaya bir yanıt vermeden, Rabbim benim bu yanıtımdan razı olurmu olmazmı, ilk önce kendinize bu soruyu sorunuz, sonrası eyleminizi hayata geçirin. Bizim için kriter insanlar değil, Allah. Biz iyiliklerimizi insanları mutlu etmek için değil, Allahı mutlu etmek için yapıyoruz. Biz hayrlarımızı insanlardan karşılık beklemek için değil, Allahtan karşılığını beklemek için yapıyoruz. Biz alttan aldığımızda nefsimizi terbiye etmek için değil, Allah rızasını kazanmak için yapıyoruz.
Değerli dostlar; nasıl bir felaketle hayatınız son bulacaksa, o felaket başınıza gelmemesi için kader o konuyla ilgili hayrlı amelleri ayağınıza getirir. Gerekirse o konuda meslek sahibi olmanızı sağlar. Ne kadar büyük bir yük, o kadar sizi o konuyla ilgili haşır neşir eder. Sabah akşam o konuyla ilgili güzel ameller işleyip o ağır yükten kurtulmanızı ister. Unutmayınız, kader kıssas kuralına göre çalışır, hangi konuda yük varsa, kader o konuyla ilgili amel fırsatlarını ayağınıza getirir. Kaderin ayağınıza kadar getirdiği o fırsatlarıda siz kaçırır, tam aksi çözümü başka yerlerde ararsanız, bu çözüm yollarıda Allahın tasvip etmediği çözüm yolları olursa, o zaman kader konuyla ilgili yaşayacağınız felaketi ertelemez.
Gelelim Ece Gürel'e; bu kişinin mesleği neydi? Peyzaj mimarıydı. Ölümüne sebep olacak felaket onu nerede buldu? Ormanda. Kaderle ilgili size öğrettiklerimiz doğrultusunda buradan birşey çıkardınızmı?
Çıkardınız değilmi; kişinin kaderinde ormanda bir felaket yaşamak var, vakit geldiğinde de o orman o kişiyi büyülenmiş bir şekilde kendisine çekecek ve orada yaşaması gerekeni yaşatacak. Ece bunu yaşamaması içinde kader ne yapmış; çevreyle ilgili mesleğe itmiş. O alanda bol hayr ve güzel işler işlesin ki, o güzel çabaları üzerindeki o yüke kefaret olsun demiş. Üzerimizdeki yüklerle, kaderimizin bizi ittiği meslek veya günlük uğraşılarımız arasındaki bağı görüyormusunuz? Allah o kadar merhametli ki, gelecekte ne musibeti yaşayacaksak, o musibet başımıza gelmeden yıllar öncesi kader bizleri o konuyla ilgili güzel amel işlememizi sağlayacak olayların içine savurmaya başlıyor. İstiyor ki şimdiden o konuyla ilgili hayrlı ameller işleyip o musibeti üzerimizden def edelim. Hani, İslam dininde hz Hızır kapınızı çalabilir, bir dilenci veya muhtaç sahibi birisi kılıfında ayağınıza gelebilir, aman bu fırsatı kaçırmayın denilir ya, işte bizim anlattıklarımız o hikayelerin özünü, ilmini oluşturuyor. Kapınıza hz Hızır geldiğinden değil, yaşadığınız her olayın öylesine bir fırsat içerdiğinden bu böyle söylenir. Kaderin karşınıza çıkardığı her olay üzerinizdeki bir yüke kefaret olma mahiyetini taşıyor, dolayısıyla karşılaştığımız her olayı bir sadaka bir hayr gözüyle bakmamız gerekiyor.
Bu noktada sizin anlamanız gereken; asıl sadakalar elle verilen sadakalar değil, asıl sadakalar hayatın sizi karşılaştırdığı olaylarda verdiğiniz tepkiler. Üzerinizdeki musibetleri aslen defeden, anlık olaylarda verdiğiniz o güzel tepkiler. Örneğin; kader, ece'yi çevre düzenleme mesleğine itti. Neden; çünkü çevreyle ilgili üzerinde bir yük var. Hangi yük; doğada kaybolma yükü. Kaybolma yükünü üzerinden atabilmesi içinde kendisine ne tür ameller işletilmesi gerekiliyor; yol ve ormanı bir araya getiren güzel ameller, yani peyzaj mimarlığı. İnsanların mesleği, günlük meşakkati ile üzerlerindeki yük arasındaki bağlantıyı görüyormusunuz? İslam dini kıssas kuralına göre işliyor, üzerinizde ne tür bir yük varsa, o konuyla ilgili olaylar önünüze servis ediliyor. Amaç basit; bol hayr işleyip üzerinizdeki o yükten kurtulmak. Örneğin; ece'nin kaderinde ormanda yolunu kaybetme yazılıydı, peyzaj mimarlığında da kader ondan o günahın telafisini talep etti. Gerek belediye işlerinde gerek özel site alanlarında çevreyi ve yaya yollarını güzelleştirerek o günahın kefaretini talep etti.
Ece bu fırsatı değerlendirebildimi; sonuca baktığımızda maalesef değerlendiremediğini görüyoruz. Hayatına baktığımız zamanda zaten o mesleği bırakıp adliye sekreterliği, sonrada astrolomi, tarot gibi şeylere yöneldiğini görüyoruz. Hayrlı birşeyden yavaş yavaş hayrsız işlere doğru yöneldiğini görüyoruz. Buradan da anlıyoruzki, kader ona fırsatları önünü sunmuş, o ama o fırsatları değerlendirememiş, hep yanlış kararlar vermiş. Örneğin; eğer çevre düzenlemesiyle ilgili mesleğine sadık kalsaydı ve işini en güzel şekilde yapsaydı, en azından orman onu çekmezdi. Hocam, kaderinde adliye, tarot, cadıcılık, şu veya bu varsa, eninde sonunda bunlar kişiyi çekmezmiydi? Çekebilirdi, fakat unutmayınız, birşey sizi bir ortama çekmeden öncesi o konuyla ilgili güzel amel imkanları size sunuluyor. eğer birisi kendisini bir bataklıkta buluyorsa, o kişi bilsin ki o bataklığa sürülmeden öncesi kendisine bol fırsat sunuldu.
Örneğin; ece, peyzaj mimarlığına, adliyeye, fal bakmaya, astrolomiye vs sürüklenmiş. Bunlar üzerindeki ayrı ayrı yükler. Her biri içinde kader kişinin karşısına onun antidotunu çıkarır. Ormanda kaybolmakla ilgili antidot da ece için çevre düzenleme mesleğiymiş. O mesleğin hakkını verip üzerindeki bir yükten kurtulmuş olsaydı, bu sefer kader omuzundaki başka bir yük için o yüke antidot olacak ameller çıkarırdı, sonrada kişi hayrlı ve güzel ameller işleye işleye üzerindeki tüm yükleri teker teker atardı. Kısacası, eğer kişi o an yaptığı işi en güzel en ahlaklı şekilde yaparsa, kader o güzel amellerini kefaret sayar ve o konuyla ilgili yükü kaldırır. Demek ece, işyerine sıkılarak gitti geldi, demek işinin hakkını vermediki ormanla ilgili yükü üzerinden atmayı başaramadı. Eğer o peyzaj işini sıkılarak değilde, ben buradan maaş alıyorum, en güzel şekilde bu işi icra etmem gerek diyerek en azından o bir kaç yılı en güzel şekilde değerlendirseydi, o bir kaç yıl çalışma dahi onu o felaketten kurtarırdı. Buradan çıkarmamız gereken bir diğer ders;
2) Bu olay bizlere tarot gibi fal bakma uygulamaların boş ve sahtekarlık olduğunu gösterdi. Örneğin; başkaların kartlarını açan kendi kartlarınıda açar. Neden o zaman ece başına gelecek felaketi öngöremedi; çünkü geleceği sadece Allah bilir. Süleyman as'ın ölümü ve cinlerin bunu öngörememesi kıssasında olduğu gibi, geleceği Allah dışında kimse göremez. O kıssasta da Allahu Teala neden cinleri örnek veriyor; çünkü fal bakıcıları bilgilerini cinlerden alır. Allahu Teala'da o Ayette bizlere, cinlere kanmayın, onlar geleceği göremez, eğer görecek olsalardı kendilerini öylesine küçük duruma düşürmezlerdi diyor. Bu hadiseden çıkarmamız gereken diğer ders;
3) Bu hadise bizlere sıkıntılarımızın çözümü yeni ve eski çağ uygulamalarında değil, İslami ibadetlerde olduğunu tekrar teyit ediyor. Ece girip çıkmadığı bir uygulama kalmamış, tüm bu uygulamalar onu o felaketten kurtarabildimi; edemedi. Kim ama onu sonunda ormandan sağ kurtardı; orucu. Ece o gün oruçluydu, eğer oruçlu olmasaydı, onun bedeni ormanda korunmaz, orada ölümü gerçekleşir ve bedeninide hayvanlar parçalardı. Bedeni canlı ve bir bütün halinde değil, kokuşmuş, çürümüş halde bulunurdu. Nice şirk içeren uygulamalarına rağmen, o gün oruçlu olması onu ormandan canlı kurtardı. Kurtarıldıktan sonrada oruç, benden buraya kadar, ben diyetimi ödedim dedi ve kaderiyle baş başa bıraktı. Sizin buradan çıkarmanız gereken ders; tek hakikat Allahın Ayetleri, gerisi boş. İnancınızı uygulamalarınızı Allahın Ayetlerine dayandırın, çünkü kaderin kabul ettiği ve tanıdığı çözümler bunlar, aksi takdirde sıkıntılarınızdan kurtulamazsınız. Buradan çıkarmamız gereken bir diğer ders;
4) Allahı sıkıntıya düştükten sonra değil, sıkıntıya düşmeden hatırlayıp yad edeceksiniz. Ece, o kayıp 4 gün içinde sizce ne kadar Allaha dua etti, yalvardı ve tövbe etti; bizce çoook. İşe yaradımı; yaramadı. Firavun durumunda olduğu gibi, Allah o an; şimdimi, yanıtını verdi. İnsan maalesef sıkıştığı an Allahı hatırlıyor, o an biliyor Allahtan başka kimsenin kendisinin yardımına koşmayacağını. Siz lütfen bu duruma düşmeyin, Allahın onaylamadığı işleri girmeyin, AllahuTeala'yıda sıkıştığınız an değil, her gün hatırlayın. Her gün hatırlar ve yad ederseniz, bir dostluk kurarsınız, sıkıştığınız zamanda o dostun yanınızda olacağına emin olabilirsiniz. Buradan çıkarmamız gereken bir diğer ders;
5) Şeytan kadın üzerinden toplumu bozuyor. Bir kadın evin mahrem alanından çıktığında üzerine bir örtü alması gerekiyor, o örtüyü almadığı zamanda üzerindeki koruma kalkıyor. Bir kadın evin mahrem alanından çıktığında tanınmaması için azamı gayret göstermesi gerekiyor, herkesin kendisini tanıyacak şekilde ortaya atıldığı zamanda üzerindeki koruma kalkıyor. Bu hadise de bizlere bunu anlatıyor, ilahi koruma kalktığında kaderin bir kadını sürükleceği kötülüklerin sınırı olmadığını bize gösteriyor. Astrolomi, tarot, cadılık gibisine nerede baatıl ve boş iş varsa altından kadınlar çıkıyor, bu olaydan da umarız kadınlar gereken dersi alır. Nice Ayette Rabbimiz bu dünyanın geçici olduğunu, dünya süsü ve eşyası peşinde koşmamız gerektiğini anlatıyor, biz bunu ama kadınlara bir türlü anlatamıyoruz. Küresel çetenin gazlamasıyla, sen züpersin, sen herşeyi yaparsın, kendi ayakların üzerinde dur, kimseye boyun eğme, kendine sınır koyma ve koydurtma diye diye, kadın hakları kadınlar günü diye diye, doğum oranları 1.5 düştü, evlilik çağında olup hiç evlenmeyen genç sayısı 20 milyonu aştı, ortalıkta aile diye birşeyde kalmadı. Kadın kendine gelmezse, gökten insanın kovulmasına nasıl kendisi sebep olduysa, yeryüzünde de insanlığın sonunu getiren kendisi olacak.
Özetlersek; ece üzerinden kısa bir vaka çalışması yapmak istedik, umarız sizin için hayrlı ve aydınlatıcı bir yazı olmuştur. Bu olay üzerinden Rabbimiz bizlere çok mesaj veriyor, bizde bu mesajları kısaca sizler için özetlemek istedik. Buradan çıkarılması gereken en büyük ders; yeni çağ (çığlık terapiler vs) ve eski çağ (cadılık, şamanizm vs) uygulamaları kişiyi huzura kavuşturamaz, tam aksi felakete sürükler, bu olayda bunun en güzel kanıtlarından birisi. Bu olay üzerinden Rabbimiz, hızlı bir şekilde topluma yayılan bu uygulamalara durun, siz ne yaptığınızın farkındamısınız demek istemiş. Umarız insanlar buradan gereken dersi çıkarır. Allahın Ayetleri sıkıntılarımızdan kurtulmak için ihtiyaç duyduğumuz tüm bilgi ve uygulamaları bize sunuyor, örneğin kefaret orucu ve fakirleri doyurmak. Sıkıntılarımızdan kurtulmak bu kadar kolayken, lütfen Allahın Ayetlerine sırt çevirip hurafe, sizi felakete sürükleyecek uygulamaların içine sürüklenmeyin. Kendinize, ailenize, sevdiklerinize, milletimize, devletimize, dinimize çok iyi bakınız. Allaha emanetsiniz. -08.03.2025